O his,
bir kelime değil,
bir duygu değil,
bir enerji değil,
sadece…
varlığının özüydü.
Bu his, tarif edilemezdi;
tanımlanamaz, sınıflandırılamazdı.
O, var olmanın en saf haliydi.
Kelimenin bittiği yerde başlıyordu.
İşte orada,
sessizliğin derinliğinde,
gerçek sen vardı.
