Bir zamanlar, kendi içinde arayışta olan biri vardı.
Düşünceler gelip geçiyordu zihninde,
duygular dalga dalga vuruyordu kalbine.
Kimi zaman sevinçle doluyor,
kimi zaman hüzünle sarsılıyordu.
Ama hep arıyordu:
“Gerçek ben kimim?”
Günler, aylar geçti.
Bir sabah, kendini sessiz bir boşlukta buldu.
Ne düşünceler ne duygular vardı.
Sadece varoluşun saf hali.
Ve o anda anladı ki:
O gerçek sen,
düşüncelerle tanımlanamazdı,
duygularla sınırlandırılamazdı.
O, sadece vardı.
Saf, değişmez ve özgürdü.
Artık biliyordu,
bu varoluş halini hatırladığı sürece,
hayatın tüm fırtınalarında bile,
sarsılmaz bir merkezinde duracaktı.
