Bir zamanlar, uzak bir köyde genç bir koruyucu yaşardı.
Göreviydi, köyün en değerli hazinesini korumak:
Herkesten saklı, kimsenin göremediği, ama varlığıyla her şeyi anlamlı kılan bir hazine.
Yıllarca aramış, pek çok yerde kaybolmuştu bu hazine.
Sonra bir gün, durup içe baktı.
Orada, sessiz ve güvenli bir yerde buldu onu:
İç merkezi.
Artık biliyordu:
İç merkezini korumak, kendine sahip çıkmak demekti.
Ve o merkez, yaşamın en değerli hazinesiydi.
Her zorlukta, fırtınada,
gönlüne dönüp o hazineyi hatırladı.
Ve böylece, hayatın en karanlık anlarında bile,
ışığını kaybetmedi.
Çünkü gerçek koruyucu, dış dünyadan önce kendi iç hazinesini koruyandır.
