Soru Yolun Başlangıcıdır
Çocukken her şeyin cevabı vardı. Güneş neden doğuyordu, gök neden maviydi, insanlar neden ağlıyordu — büyüklerin bir açıklaması hep vardı. Biz de susup inandık. Cevaplar güven veriyordu çünkü. Ama bir yerden sonra cevaplar yetmemeye başladı.
İlk kez ne zaman “Ben kimim?” diye sorduğumu hatırlamıyorum. Belki kalabalık bir sınıfta sessizce otururken, belki de bir arkadaşım beni anlamadan sırtını döndüğünde. Ama net olan bir şey var: o soru içimde yankılandığında, hayatım bir daha aynı olmadı.
Sorularla açılır yol. Ayaklar değil, zihin yürümeye başlar önce. Cevaplar ise hemen gelmez; gelir gibi yapar ama kendini saklar. Çünkü bu sorular, bilgiyle değil, deneyimle cevaplanır.
Görünmez Kapılar
Bir gün sokakta yürürken tanımadığın biriyle göz göze gelirsin ve nedensiz bir sıcaklık hissedersin. Ya da hiç beklemediğin bir anda bir şarkı çalar ve boğazın düğümlenir. Bu sahneler rastgele değildir. Her biri bir cevap taşır.
Ben de yaşadım bunu. “Neden hep yanlış insanlara güveniyorum?” diye bir gece ağlayarak sormuştum. Haftalar sonra, bir yabancı —yalnızca birkaç cümleyle— bana bambaşka bir aynada kendimi gösterdi. Cevap oradaydı. Benim kendimi dinlemeyişimdeydi güvenin suistimali. Sahneler, kendine dürüst olamayan birini oynuyordu.
O an anladım: hayat bize öğretmiyor. Hayat bizi gösteriyor.
Sahne Sahne Gelen Cevaplar
Sorduğun soru ne kadar derinse, gelen sahne o kadar sarsıcı olur. Bir arkadaş kaybı, bir evin yıkılışı, bir kalbin kırılışı… Hepsi cevabın biçimidir. Ve her biri, seni biraz daha kendine yaklaştırır.
Kimi cevap, yıllar alır. Sessizce bekler. Bazen bir filmde çıkar karşına, bazen bir çocuğun sözüyle. O yüzden her sahneye dikkat kesilmek gerekir. Çünkü hayat, cevapları “konuşarak” değil, göstererek verir.
Sonda Soru Kalmaz
Yıllar sonra dönüp baktığında, ne kadar çok sahnenin aslında bir sorunun cevabı olduğunu fark edersin. Geriye dönüp her şeyi yeniden izlemek istersin: “Ah, o yüzdenmiş”, dersin.
En sonunda sorular azalır. Çünkü artık yalnızca bilmek istemezsin. Görmek istersin. Anlamak değil, hissetmek istersin. Çünkü cevabın dilini çözmüşsündür artık.
Ve o noktada fark edersin:
Yol sensin. Soru da sendin. Cevap da senin içindeydi. Sadece sahneye çıkması gerekiyordu.
