“İç Merkez”

Bir zamanlar, uzak diyarlarda bir yolcu yaşardı.
Hayatın karmaşası içinde kaybolmuş,
dış dünyadan gelen sesler arasında savruluyordu.

Bir gün, yorulmuş ve durgun bir anda,
içine dönmeye karar verdi.
Gözlerini kapattı, derin bir nefes aldı ve dinledi.

Başlarda, sadece karmaşa vardı;
düşünceler, duygular, korkular…
Ama sabretti, dinlemeye devam etti.

Ve sonunda, karmaşanın altında,
sessiz bir alan buldu:
Kendine ait, dokunulmamış, sakin bir yer.

O yer, yolcunun iç merkeziydi.
Kimsenin ulaşamadığı, değişmeyen,
kendi gerçek varlığı.

Yolcu öğrendi ki,
hayatın fırtınaları gelip geçse de,
o iç merkezini bulduğu sürece,
nerede olursa olsun,
ayakta kalacaktı.

Artık biliyordu:
İç merkezini korumak,
kendine sahip çıkmak demekti.
Ve o merkez, yaşamın en değerli hazinesiydi.