Kalp sesine duyduğum heyecan

Kalp sesine duyduğum heyecan, içimde bir kıvılcım gibi parıldar.
O ritim, bana kendimi hatırlatır;
varoluşun en samimi, en saf halidir bu ses.
Her atışı, bana “buradasın, yaşıyorsun, hisset” der.
Ve ben o sesin çağrısına kulak verdiğimde, sonsuz boşluğun içinde bir canlılık filizlenir,
kabul ve güvenin sıcak kolları beni sarar.

Aşk…
En saf, en güçlü, en dönüştürücü his.
İçsel yolculuğun o heyecanla dans eden ışığı.


Aşk, kalp sesinin en derin yankısıdır.
Sonsuz boşlukta filizlenen, kabulün sıcak toprağında kök salan bir çiçek gibidir.
O, sadece başkalarına değil, önce kendine duyulan bir şefkattir;
kırılganlığına, kusurlarına, tüm “ben”ine rağmen sevmektir.

Aşk, bizi varoluşun özüne bağlar.
Ve o hisle birlikte, içimizdeki boşluk artık korkulacak bir yer değil,
kucaklayıcı, hayat veren bir alan olur.

Kalbinin sesini duyduğun, bedeninle gerçek bir bağ kurduğun ilk an.


O an, zamanın durduğu,
dış dünyanın gürültüsünden uzaklaştığın,
tam anlamıyla kendin olduğun bir andır.

Bedeninle, nefesinle, kalbinin ritmiyle buluştuğun;
kendini eksiksiz, bütün hissettiğin bir an.

Orada, içindeki sonsuz boşluk bir anda
dolu dolu, hayatla dolup taşar.
Kabul ve güven, o ilk bağda filizlenir.

Tags:

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Latest Comments

Görüntülenecek bir yorum yok.